(`._)UnuTuLMaYan AşKLaR(`._)
  Beni Unutma
 

Dün gece biraz erken girdim yatağıma. Yine seni düşünmeye başladım. Tutamıyorum kendimi, her anı seni düşünerek geçirmeye engel olamıyorum. Aslına bakarsan engel de olmak istemiyorum.

Dün gece o kadar şey düşündüm ki, hepsini anlatmak istedim sana. O yüzden aldım kalemi, kağıdı elime.

Eski günleri düşündükçe benim için söylediklerin geldi aklıma. Arkadaşların sorduklarında bana çok değer verdiğini söylerdin. " Birbirimizden hiç kopmayalım" , derdin. Ben de düşündüm ki; insanın kendisine değer verdiğini sandığı birisi tarafından doğduğu günde bile unutulması köti bir hismiş. İki gün önce yani doğduğum günde - en azından benim için önemli olan bu günde - hatırlanmak isterdim senin tarafından.

Yarın Kurban Bayramı'nın ilk günü. Sabah belki de ilk sana mesaj atıp bayramını kutlayacağım. Aramayacağım, çünkü sesini duymaya dayanamam. Zaten konuşamam da. Belki sen de konuşamazsın. Bu belli kopukluktan sonra konuşmak biraz zor geliyor zaten. O yüzden en iyisi mesajla halletmek bu işi. Belki de sen bu mektubu okuduğunda çoktan bayramlaşıp kovuğumuza çekilmiş olacağız. Belki de kapının önüne gizliden bırakacağım bu mektubu beyaz bir zarf içinde, ismimi belirtmeden. Belki de göndermemiş olacağım öncekiler gibi.

İstanbul bazen dar geliyor bana. Sırf sen artık yanımda yoksun diye. Kimi zaman sadece bu yüzden gitmek istiyorum bu şehirden. Hüzünlerimi, sevinçlerimi, haykırışlarımı, anılarımı... Herşeyi burada bırakıp gitmek geliyor içimden. Ama bazen de burada kalıp savaşmak geliyor içimden. İlk mektubumda bahsetmiştim bu savaşma duygumdan. Ara sıra debreşiyor işte. Tutamıyorum ininde. Savaşıyor zamanla. Sensiz geçen her saate, her haftaya, her aya haykırıyor delice.Tıpkı yavrusunu kaybetmiş ana gibi. Nedendir bilmem böyle karmaşığım işte. Düşüncelerimden tut da dinlediğim müziğe kadar. Bir insan türkü söylerken rap dinler mi söylesene. Böyleyim işte ne yapayım. Ne dinleyip ne söyleyeceğimi bile şaşırmışken senin için ne yapmalı, ne düşünmeli, sana nasıl varmalı bilmiyorum.

Dün gece ne düşündümse anlatmak istiyorum ama efkarlanıyorum yazdıkça. Her paragrafta bir sigara daha yakıyorum eski günlere nazire yaparcasına. Biliyorum kızardın sigara içtğime. Ne yapayım işte tutamıyorum kendimi. Gerçi artık sigara içmem umrunda mı onu da bilmiyorum. Her neyse, dediğim gibi yazdıkça efkarlanıyorum. Bir hüzün kaplıyor yüreğimi. Bazen sırf bu yüzden hiçbir şey yazmamaya karar veriyorum. Ama hemen sonra vazgeçiyorum. Çünkü yazmak benim için bir yaşama biçimidir. Ayrıca yazdıkça seni ne kadar sevdiğimi anlıyor ve senin beni unutmana engel oluyorum. Sen bu yazılanları okudukça, düşüncelerinde olacağımı biliyorum.

Hep eski günler diyorum. Eski günler güzeldi de ondan. Artık hatırlamaya değer bişey yok. Tüm hatırlananlar eskide. Şimdi anlatacak bişey de yok. İzmirli güzellerle geçen günleri anlatacak değilim sana. Ya da yazın hangi Almanla gözgöze geldiğimi yazacak değilim. Hangi Rusla öpüştüğümden bahsedecek değilim. Ben sadece içinde senin de olduğun o eski günlerden bahsedeceğim hep. Her şey orada.

Resimlerine bakmak isterdim her gece ama olmuyor. Bakamıyorum çünkü hiç resmin yok elimde. Daha önce söyledim mi bilmiyorum ama bütün resimlerini yaktım. Hatırlarsan bir keresinde deli gibi kavga etmiştik. Küfürleşmiştik. Neden sonra yaktım bütün resimlerini. Ama sen yine de benim bakışlarımdasın. Nereye baksam seni görüyor, ne yana kulağımı çevirsem sesini duyuyorum. Resimlerini yaktığım için kusura bakma. Aslında bundan sonra sana daha da fazla bağlandığımı anladım. Seni göremediğim, saçlarına dokunamadığım gün sayısı arttıkça ben, bağlandım. Seni ancak hayalimde görüyor, konuşanların sesini ancak senin sesine benzetmeye çalışıyordum. Ne yana baksam sen. Ama bazen başkalarının yüzünü sana benzetmek zor geliyordu. Çünkü sen kimseye benzemiyordun. Seni onlara benzettiğim için kızıyorum kendime bazen. İki yüz kır bir gün oldu seni görmeyeli. İki yüz yirmi beş gün oldu sesini duymayalı. Ben seni unutmadım. Sesin hala kulaklarımda. Acaba sen beni görsen tanır mısın? Biraz değiştim çünkü. Görüp de tanıyamayanlar oldu ondan diyorum. Ama ben senin beni unutmadığını biliyorum. Resimlerimi sakladığını biliyorum. onları dolabına koydun. Arada bir bakıyorsun. Bunu biliyorum çünkü böyle yaptığını söylemiştin bir keresinde. Çok duygulandım o zaman. Ben yapamadım. Bir anlık sinirime yenik düşüp de yaktım bütün resimlerini. Çok pişmanım biliyorum ama ne yapayım, geriye dönemiyorum. Hatırlar mısın bana bere örmüştün? Maviydi rengi. onu senden ilk aldığımda çok güzel kokuyordu. Ellerin kokuyordu belki de. Hep koklardım yatmadan önce. Ama ona da ateş bulaştı. onu da kararttım. Bana ördüğün o bereyi yaktığım için de çok, çok üzgünüm. Şimdi üzgün olmam senin için bir şey ifade eder mi bilmem ama ben tüm olanlar için çok üzgünüm.

Aynı hayatı tekrar yaşamayı, tüm paylaşılan şeylerin tekrar paylaşılmasını o kadar çok istiyorum ki, gel tekrar yapalım desem yapmazsın biliyorum. En azından beni unutmadığını gösteren bir işaret bekliyorum senden. Beni unutmadığını bilmek istiyor fakat şimde nerede, kiminle olduğunu bilmek istemiyorum. Sen yanımda olmadıkça nerede olduğunun hiçbir değeri yok. Senden tek bir şey istiyorum. Beni unutma!!!
 
  Bugün 1 ziyaretçi (45 klik) kişi burdaydı! Tekrar Bekleriz...!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=